Bülent Arınç Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç IŞİD'in Suriye'deki saldırıları ve IŞİD'in Irak'taki saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.

Bülent Arınç Açıklaması

KABİL

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, devlet başkanlığı devir teslim törenine katılmak üzere bulunduğu Afganistan'da gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni devlet başkanı olan Eşref Gani Ahmedzai'nin iyi yetişmiş biri olarak halkın daha çok oyunu aldığını, seçim sonuçlarına bazı itirazlar olsa da bunun bağımsız seçim kurulu tarafından reddedildiğini söyledi.

Arınç, başta Ahmedzai olmak üzere, Afganistan'da İcra Heyeti Başkanlığına getirilecek olan Abdullah Abdullah ve Orgeneral Raşid Dostum ile ikili görüşmelerde bulunacağını kaydetti.

Türkiye'nin İstanbul Süreci kapsamında yapılan "Türkiye-Afganistan-Pakistan" üçlü konferansına her zaman öncülük ettiğini belirten Arınç, son zamanlarda Türkiye'den üst düzey bir ziyaret yapılamadığını ve bu nedenle yapacağı ikili görüşmelerin önemli olduğunu vurguladı.

Arınç, Afganistan ile Türkiye arasındaki dostluk ilişkilerinin çok eskiden bu yana sürdüğünü belirterek, Türkiye'nin Afganistan'ın ihya ve inşasına her zaman öncülük ettiğini dile getirdi. TİKA vasıtasıyla Afganistan'da yollar, okullar, hastaneler yaptığını ve bu ülkeye maddi katkı sağlandığını ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

"Belli bir zamandan bu yana da İSAF komutasında Türk askeri bulunduruyoruz. Bu durumdan Afgan halkının çok memnun olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla biz Afgan halkıyla bir dayanışma içindeyiz. Ne kadar çok isterlerse, Türk askeri burada mutlaka bulunacak ve Afganistan'ın hem güvenliğine hem de yeniden inşasına katkı sağlayacak."

"Afganistan'ın birinci sorunu güvenlik"

Afganistan'ın birinci sorununun güvenlik olduğunu söyleyen Başbakan Yardımcısı Arınç, yerelde Taliban'ın etkisinde olan pek çok unsurun güvenlik tehlikesi yarattığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Yüzde 99'u belki de yüzde 100'ü Müslüman olan bir ülkedeyiz. Ama Ortadoğu'da da yaşandığı gibi belki Kuzey Afrika'da da yaşandığı gibi bazı ülkelerde yaşandığı gibi güvenlik ve istikrar sorunu Afganistan'da birinci öncelik sorundur. 2001'de Taliban'ın devrilmesinden sonra geçiş süreci de hep sancılı olmuş. Umuyorum ki şimdi bütün ulema olsun, cihat önderleri olsun halkın büyük kesimi ve özellikle kadınlar istikrarın ne kadar önemli olduğunu biliyorlar. Son seçimlere katılım çok yüksekti, sandıklara sahip çıktılar ve her türlü tehdide rağmen oylarını kullandı Afgan halkı ve Eşref Gani'in cumhurbaşkanı seçilmesinde de halk kesimlerinin çok büyük etkisi olduğunu biliyoruz. İnşallah demokratikleşme süreci arkasından istikrarı getirecektir. Umuyorum ki yeni bir dönem açılıyor Afganistan'da. Bu dönemin hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum. Türkiye adına iyi dileklerimizi iletiyorum Afgan halkına. Bugün görüşme yapacağım başta cumhurbaşkanı olmak üzere Türkiye her zaman onların yanında olacaktır. Çünkü inanç, kültür ve tarih bakımından Afganistan ile kopmaz bağlarımız var" dedi.

IŞİD tehdidi

Başbakan Yardımcısı Arınç, insanların son yaşadıkları tehlike, nefret ve korkuyla andığı bir örgüt olarak IŞİD'den bahsettiklerini ifade ederek, "Oysa maalesef yıllardan bu yana Ortadoğu'da Irak olsun Suriye olsun başka ülkeler olsun El Kaide ve onun benzeri başka örgütler de var" dedi.

Arınç, ancak özellikle "Irak Şam İslam Devleti" ismini alan örgütün Irak'ta Musul ve diğer illeri ve yerleşim merkezlerini ele geçirmesi ve "vahşiyane" bazı cinayetleri işlemesi sebebiyle insanların korkularından kaçtıklarını ve IŞİD'in ellerindeki silahlarla çok kolaylıkla Musul, Tel-Abyad ve Kobani üzerine yürümesiyle bazı yerleri elde ettiğini ve ilerleyişini sürdürdüğünü söyledi. Arınç, şöyle devam etti:

"Tabii bu bir sonuçtur. Sebeplere baktığımız zaman IŞİD ve benzeri örgütlerin niçin Irak'ta yer alabildiklerini veya niçin Suriye'de yer alabileceğini anlamak mümkündür. Suriye'de dört yıldan bu yana Esed rejiminin kendi halkını kanlı bir şekilde maalesef yok etmeye çalıştığını, binlerce insanın hayatını kaybettiğini ve yüzbinlercesinin ülkesinden ayrı kalmak durumunda olduğunu biliyoruz. Şehirler bombalanıyor, kimyasal silahlar kullanılıyor, camiler bombalanıyor. Bazı şehirlerde taş üstünde taş kalmadı. MuhaliflerdenÖSO olsun ve diğerleri maalesef Esed rejiminin bu kanlı eylemlerine karşılık vermekte zorlandılar. Yeterli mevcutları yoktu ve ellerinde silahları yoktu. İyi eğitim de almış değillerdi. Dolayısıyla Batı'nın topyekün Esed rejimine karşı Suriye'deki muhaliflere destek hem lojistik destek hem de siyasal destek vermesi gerekirken bu yapılamadı. Yapılamayınca rejimle mücadele etmek amacıyla ülkeye dışarıdan gelen bir takım radikal unsurlar inisiyatifi ele geçirdiler. Bugün bu tür örgütlerin Suriye veya Irak'ta bulunmasının tek sebebi otorite boşluğudur. Rejimin kendi insanlarına karşı acımasız tavrıdır ve bir çatışma sırasında muhaliflerin zor durumda kalmasıdır."

Irak'ta da gerek ABD işgalinden itibaren, gerekse Maliki'nin başbakanlığı döneminde ayrıştıran, ayrımcılık kokan mezhepçilik saikiyle diğer tüm kesimleri inkar eden bir rejimin, sonunda infiaale yol açtığını kaydeden Arınç, bu nedenle kendilerini temsil etme iddiasıyla birtakım aşırı şiddet uygulayan örgütlerin ortaya çıktığını belirtti. Bu konunun Türkiye'yi çok ilgilendirdiğini vurgulayan Arınç, şunları söyledi:

"Belki ABD bile çok uzakta olduğu için ateşin sıcaklığını çok fazla duymuyor. Bin kilometreye yakın Suriye ile sınırımız var hemen arkasında Irak sınırımız başlıyor. Güvenliğimiz ve ticaretimiz için ülkelerle ilişkilerimiz bakımından rejimler noktasında Türkiye birinci derecede bu olan bitenle ilgilenmek durumunda. Unutmayalım 1,5 milyonSuriyeli Türkiye'de sığınmacı son gelenlerle de birlikte 300 bine yakın da Kobani'den gelen Kürtler var, 40 bin civarında da Yezidi dediğimiz farklı inanç gruplarından insanlar var. Türkiye 2 milyon civarındaki sığınmacıya kucağını açtı. Kapımıza dayanan ve can havliyle Türkiye'den medet uman insanlara kapımızı kapatamayız."

Türkiye'nin daha büyük bir göç dalgası olabileceğinden endişe ettiğini belirten Arınç, "IŞİD'e karşı mücadele, evet, doğru ama bu mücadelede Esed rejimini nereye koyacaksınız. Bu müdahale Esed rejimini güçlendirecek bir noktaya gelmesin istiyoruz. Dolayısıyla bir taraftan IŞİD'le mücadele edilirken, bir taraftan Esed rejiminin halkına yaptığı zulümlerin durmasını ve siyasal rejim değişikliğinin Suriye'de gerçekleşmesini istiyoruz" dedi.

Bir taraftan Esed'in bir taraftan da IŞİD'in bombaladığı insanların Türkiye'ye kaçtığını vurgulayan Arınç, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla her bombalamadan sonra örgütün elinden kaçanlar Türkiye'ye gelecekse, biz bunun maddi manevi yükünü taşıyamaz hale gelebiliriz. İçeride bu örgütlerle mücadele edilirken, aynı zamanda da Esed rejimi örgütün baskısından insanları belli noktada güvenli hatlar bulundurmak ya da kullandırmak suretiyle can emniyetlerini sağlamak ve Türkiye'ye göç etmektense, kendi topraklarında güvenli bir şekilde bir araya getirmek mecburiyetindeyiz."

Irak ve Suriye tezkereleri

2 Ekimde TBMM'de Irak ve Suriye'ye olmak üzere iki tezkerenin gündeme alınacağını hatırlatan Arınç, "Her iki tezkerede de Türkiye kendisini güvende hissedebilmek için bütün unsurları içine koyacaktır. Dolayısıyla tezkerenin muhteviyatı geçmiş tezkerelerden daha farklı ve daha güçlü olacaktır. Yani her şartı içinde barındıran bir tezkereyi TBMM'den talep edeceğiz. Ordumuz, ordumuzun bütün imkanları, silahlarımız, güvenlik açısından önemli tüm unsurlarımızı, bu gelebilecek tehlikelere karşı teyakkuz halinde bulundurmak ve görevlendirmek mecburiyetindeyiz" dedi.

Suriye'den atılan bombaların sınırın çok yakın olması sebebiyle can ve mal kaybına sebep olabildiğini kaydeden Arınç, angajman kurallarının değiştiğini ama bu değişikliğin diğer tehlikeleri bertaraf etmediğini vurguladı. Arınç, şöyle devam etti:

"Bir gecede sınıra 130 bin kişinin toplandığını biliyoruz. Biz herkese sadece insan olarak bakıyoruz. Başka bir ülke bunu kesinlikle yapmaz bu kadar insanı içine almaz, bu kadar masraf yapmaz, bu kadar kendi güvenliği açısından tehlike doğurabilecek pek çok şeyi dikkate almamazlık edemez. Ama biz Türkiye'yiz , Saddam'ın zulmünden kaçanları da Türkiye'ye davet ettik, şimdi de Esed ve IŞİD'den kaçanlara kapıları açık tutuyoruz. Ama bunun bir dereceye kadar tahammül edilebilir noktasını da aşmaması lazım. Dolayısıyla tampon bölge, güvenli bölge, Türkiye insan göçünü önleyecek farklı tedbirleri de almak zorundadır. Hür dünyanın bunu anladığını düşünüyorum. Güvenli bölge birinci derecede IŞİD ve Esed'le mücadele ederken insanların Türkiye'ye kaçmaması, kendi topraklarında güvenli bir bölgede toplanabilmesi için. İleriki dönemde de mevcut sığınmacıların ülkelerine dönmesi belki tekrar mümkün olabilecek."

Arınç Dostum ile bir araya geldi

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Afganistan Devlet Başkanı Birinci Yardımcısı Abdul Raşit Dostum ile bir araya geldi

Dostum’un özel konutunda gerçekleşen görüşme, yaklaşık 45 dakika sürdü. Başbakan Yardımcısı Arınç, "Sayın Cumhurbaşkanı" diye hitap ettiği Dostum’a, Türkiye’nin her zaman yanlarında olduğu mesajını iletti.

Arınç, "Afganistan’ın gelişmesi ve kalkınması için her zaman yardımcı olacağız. Bu Afganistan siyasi hayatında kazanılan çok büyük bir seçim zaferidir, sizi tebrik ediyoruz" dedi.

Afganistan’ın geleceği için birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Arınç, anlaşmazlık olması durumunda eski günlere dönüleceği uyarısında bulundu.

Türkiye'de de yakın zamanda seçim yapıldığını, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, görevi Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a görevi devrettiğini anımsatan Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve hükümet üyelerinin selamlarını iletti.

Afganistan Devlet Başkanı Birinci Yardımcısı Dostum da seçim sonuçlarının kendilerini memnun ettiğini belirterek "Mücadelemizin sonucundan, Afgan-Türk soyluları olarak memnunuz. 23 yıldır mücadelemiz devam ediyor. Liderliğini yaptığımız bu yolda çok can kaybettik" ifadesini kullandı

Seçim sürecinde çeşitli söylentiler çıkarıldığını ancak bunların aslının olmadığının görüldüğünü dile getiren Dostum, bir önceki devlet başkanlığı seçiminde Kazai’ya destek verdiklerini bu seçimlerde ise Devlet Başkanı Eşref Gani Ahmadzai için oy topladıklarını anlattı.

Dostum, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na selamlarını gönderdi.

Görüşmenin ardından Arınç ve Dostum, birbirlerine hediye takdim etti. Dostum, Arınç'a Afgan milli giysisi giydirdi.

Ahmadzai Arınç'ı kabul etti

Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani Ahmadzai, Başbakan Yardımcısı Arınç’ı kabul etti.

Afganistan Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki görüşme, basına kapalı gerçekleşti.

Edinilen bilgilere göre, görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler ve Türkiye’de son 10 yılda yapılan reformlar konuları ele alındı.  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.