Cübbeli Ahmet'ten IŞİD'e sert tepk: "Cehennem köpekleridir, katli vaciptir"

IŞİD'e karşı en sert tepki kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü'den geldi. Ünl, yazısında IŞİD için cehennem köpekleri tabirini kullanırken, üyelerinin katlinin vacip olduğunu dile getirdi. Ünlü, biraz daha ileriye giderek, IŞİD' karşı cihat gerekebilir dedi.

Cübbeli Ahmet'ten IŞİD'e sert tepk: "Cehennem köpekleridir, katli vaciptir"

Cübbeli Ahmet Hoca bugünkü yazısında IŞİD konusuna değinerek, IŞİD için 'cehennem köpekleri' ifadesini kullandı ve IŞİD militanlarının 'görüldüğü yerde katlinin vacip' olduğunu belirtti.'Samimi söylüyorum, zerre kadar acımayın bunlara'Türkiye'de gericiliğin simge isimlerinden olan halk arasında “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü Vahdet gazetesinde yazdığı yazısında terör örgütü IŞİD için "Bunlar Hz. Ali’yi kâfir oldu diye öldüren zihniyettir. Bunlar cehennem köpekleridir." ifadelerini kullandı. Cübbeli'nin ayrıca kullandığı "Kâinatın Efendisi 'Onlara rastlarsanız Ad ve İrem kavmi ile savaşırcasına onları katledin. Onları öldürene ecir, onların öldürdüklerine de şehitlik vardır’ buyurmuştur." şeklindeki ifadeleri de dikkatleri çekti.

CİHAT İCAP EDEBİLİRMİŞ
Cübbeli, yazısında geçen "Bizim dediğimiz cihat o değil. Ama Allah yolunda cihat gerekir. İcap edebilir. Vatan tehlikeye girer, canın gider, malın, namusun, dinin, imanın tehlike altında olabilir. Böyle sıkıntılar var. Ne yapacaksın? O zaman Allah yolunda cihat farz olur. O zaman herkese farz olur. Seferberlik denir ona." ifadeleriyle de cihatın olabileceğini ama IŞİD'in yaptığının cihat olmadığını yazdı.

Kamuoyunda "Cübbeli Ahmet Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, dünyanın birçok yerinde katliamlar yapan IŞİD için "Ne Müslümanı, ne dini, ne imanı?! Camiyi bombalıyorlar yahu! “Kâbe’yi yıkacağım” diyor" dedi. "Bunlar cehennem köpekleridir. Bunların en büyük düşmanları bizim gibi kişilerdir" diyen Cübbeli Ahmet Hoca, "Ehl-i Sünnet insanları sevmezler. Kâinatın Efendisi 'Onlara rastlarsanız Ad ve İrem kavmi ile savaşırcasına onları katledin. Onları öldürene ecir, onların öldürdüklerine de şehitlik vardır' buyurmuştur. Kesin hadisler bunlar kesin" ifadelerini kullandı.

Cübbeli Ahmet Hoca'nın "Hala bırakmayacak mısınız?" başlığıyla yayımlanan (23 Temmuz 2015) yazısı şöyle:

Sigaranın, hem insanın kendisine, hem yanında içtiği ailesine, çoluğuna çocuğuna o kadar zararı oluyor ki bu gibi kul hakları yarın âhirette ödenemeyecek bir hal alır. Benden söylemesi. Hatırım için bu murdar nâneyi bırakın.

Sizden Allâh rızası ve benim hatırım için sigarayı bırakmanızı ve bıraktırmanızı rica ediyorum hatta bunu size emrediyorum. Evet, Ali Haydar Efendi Babam (Kuddise Sirruhû): “Bana bu oda dolusu altın verseniz bir tane sigara içiremezsiniz ama bu oda dolusu altın verseniz sigara için haram da dedirtemezsiniz” buyururdu. Dolayısıyla haram demiyoruz ancak mekruh diyoruz. Gerçi şimdiki sigaraların yerli olanları rakıya, yabancı olanları da şaraba batırılarak yapıldığını ben Bandırma cezaevindeki koğuş arkadaşımın: “Şaraba hasret kaldım, aynı lezzeti bu yabancı sigaradan alıyorum” demesinden sonra yaptığım inceleme ile anlamıştım. Bu yüzden bugünkü sigaralar eski tütün sarması gibi mekruhla kalmayıp harama yakınlığa kadar gitmektedir. Ama yine de haram demek tehlikeli olduğundan bu konuda titiz davranıyoruz.

PİS ŞEYLER HARAM KILINDI

Lakin gerçekten sigaranın, hem insanın kendisine, hem yanında içtiği ailesine, çoluğuna çocuğuna o kadar zararı oluyor ki bu gibi kul hakları yarın âhirette ödenemeyecek bir hal alır. Benden söylemesi. Millet sevdiklerinin hatırı için neleri bırakıyorlar, siz de beni sevdiğinizi söylüyorsunuz, o zaman hatırım için bu murdar nâneyi bırakın. Meşhur Hasbi Hoca değil de bir de Fethiye imamı Hasbi Çakıroğlu Hoca vardı. O Helim Ağa’nın akrabasındandı. Yani Efendi Hazretleri’nin hocası Dursun Fevzi Efendi’nin köyü olan Çalek’dendi, bizim ders halakalarımıza yıllarca devam etti. Bir gün ders: “Rasûlüllâh ümmetine pis şeyleri haram kılar”(Arâf Sûresi:157’den) âyet-i kerîmesine gelince yekden “O zaman sigara haram olmalı” dedi.

Hocalardan herhalde sigara içen biri “Olur mu öyle şey, ne alakası var?!” deyince o “Çünkü sigara da habis bir şey, yoksa tayyib olması lazım, çünkü âyet-i kerîmenin evvelinde: ‘O onlara tayyib yani temiz olan şeyleri helal kılar’(Arâf Sûresi:157’den) buyruluyor” dedi.

TUVALETTE İÇİLEBİLİYOR

O zaman, şimdi kim olduğunu hatırlayamadığım diğer arkadaş “O zaman sigara da temiz kabul edilir” deyince Hasbi Hoca merhum “O zaman soruyorum sana tayyib nâne yani temiz bir şey tuvalette içilir mi?!” dedi.
Herkes sustu kaldı. Gerçekten ekmek gibi, meyve gibi temiz şeyler tuvalette yenemiyor ama sigara ki tuvalette içilebiliyor öyleyse pis olduğu ortaya çıkıyor. Pis olunca da Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in yasakladığı şeyler sınıfına giriyor.

BUGÜNKÜLER DAHA MAHZURLU

“Rûhu’l-beyan Tefsiri”nde de Vâkıa Sûresi’nin: “Cehennem ehli siyah duman gölgesi içinde kalacak” (Vâkıa Sûresi:43) âyet-i kerîmesinin izahında “İşte bu, dünyada sigara tüttürenlerin başına gelecek, diğer tefsirlerde de mezkur olduğu üzere bu haramdır” diye yazdığını hatırlıyorum ki 300 sene evvel bu sigaradan çok daha mâsum olan tütün dolamaları hakkında bu söyleniyorsa bugünkülerin çok daha mahzurlu olduğu âşikârdır. Ne olur artık söz verin de bu mereti terk edin. Yoksa ahiretten önce dünyada perişan olacağınızı garantiliyorum. Bundan ne fayda gördünüz zarardan başka?! Gerçi Muzaffer Ozak Hoca’nın bir yazısında sigaranın on fazileti olduğunu görmüştüm ki hatırladığım kadarıyla bir faydası sigarası bitenin herkesten sigara ve çakmak istemeye tenezzül edeceği için kibir barındırmaması, diğeri de çok öksürdüğü için evine hırsız girememesi gibi faziletlerdi, diğer sekizini bulan buna ilave etsin.

Şu rezilliğe bakın ne olur!  

Ben bu konuyu içki hakkında nâzil olan: “Hâlâ bırakmayacak mısınız?!” âyet-i kerîmesi ile bitiriyorum. Siz de sahabe-i kiram gibi: “Yâ Rabbi! Vazgeçtik” deyiverin artık!

İMANIMIZI GÖZ BEBEĞİMZDEN ZİYADE KORUYALIM

Müslümanlardan cehennemde 7.000 seneye kadar yanan olacak. Önce ismi bir peygamber ismine denk gelenler çıkarılacak, sonra ismi bir nebînin ismine muvâfık düşen bir kimse kalmayınca Allâh-u Teâlâ: “Bunlar mümin, Benim bir ismim de Mümin, bunlar Müslim, Benim bir adım da Selam, bu vesileyle kalbinde buğday ağırlığı, hatta hardal ağırlığı kadar hatta zerre kadar iman nuru bulunanı cehennemden çıkarın” buyurur.

PİŞMAN OLACAKLAR

İşte binlerce yıl ateşte yanıp ölüm kesildiği için ne kadar istese de ölemeyen, sürekli acı çeken, azabı hiç dindirilmeyen, birine bir melek gelip “Haydi tahliyen geldi” dese, o adamın sevincini şu dünyada bir kimse şimdiden hissedebilir mi?! Hatta tasavvur bile edebilir mi?!

Müslümanlar cehennemden çıkarılıp cehennemde 7.000 yıl sonra bir Müslüman dahi kalmayınca bunu gören kâfirler ne kadar pişman olacaklar.

MÜEBBED CEZA

Allâh-u Teâlâ’nın: “O kâfir olmuş kimseler çoğu zaman keşke kendileri (dünyada) Müslüman kimseler olsaydılar diye arzulayacaktır” (Hıcr Sûresi:2) kavl-i şerîfi bu hakikatı beyan etmektedir.

Yani bir Müslüman ne kadar ama ne kadar günahkâr olsa da yine de cehennemden çıkacağı için yani tahliyesi beklendiği için bahtiyardır. Lakin bir kâfir ne kadar iyilik yapsa da cezası müebbed, hemde: “Hâlidîne fîhâ ebedâ” gibi birçok yerde geçen yani ebedilik manası ifade eden “Hulûd” lafzı ile yetinilmeyip, bir de müebbed manası ifade eden “Ebedâ” lafzı ilave edilen âyet-i kerîmeler müvâcehesinde kaç kere ağırlaştırılmış müebbed olduğu için elbette o kişi bu dünyada şah da olsa, padişah da olsa âhirette perişandır.

İşte bizi cehennemde ebedî kalmaktan hatta inşâallâh oraya az bir zaman için dahi uğramaktan yani azâbın müebbedinden de muvakkatinden de kurtaracak olan imanımıza sahip çıkalım, onu göz bebeğimizden ziyade koruyalım, onu elimizden alacak bâd-i muhâliften yani ters rüzgardan ve Ehl-i Sünnet dışı akımlardan koruyalım. Rabbim elimizden tutsun, imanımızı bize bağışlasın.

ZERRE KADAR ACIMAYIN

“Allah’ın dini en yüce olsun diye savaşan, ancak odur Allah yolunda” buyruluyor. Yoksa “Cariye alayım, kadın alayım, kız alayım, hanım alayım, para alayım, onu bunu keseyim, onu doğrayayım, bunun köyünü basayım” olmaz. Zındıklar! Allah kahreylesin onları. Allah helak eylesin onları. Onların hiç tutar tarafı yok. İnsanlara zulmeden zalimler bunlar. Birçoğu da kâfir bunların. Ne Müslümanı, ne dini, ne imanı?! Camiyi bombalıyorlar yahu! “Kâbe’yi yıkacağım” diyor. Medine ellerine geçse yeşil kubbeyi indirirler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in başına. Samimi söylüyorum. Zerre kadar acımayın. Bunlar Hariciler (Bugünkü Işid). Bunlar Hazreti Ali’yi kâfir oldu diye öldüren zihniyettir. Bunlar cehennem köpekleridir. Bunların en büyük düşmanları bizim gibi kişilerdir. Ehl-i Sünnet insanları sevmezler. Kâinatın Efendisi “Onlara rastlarsanız Ad ve İrem kavmi ile savaşırcasına onları katledin. Onları öldürene ecir, onların öldürdüklerine de şehitlik vardır’’ buyurmuştur. Kesin hadisler bunlar kesin.
 

CİHAT İCAP EDEBİLİR

Sahabe Şam’da Haricilerin kafalarını dizmişti. Hazreti Ali Efendimiz bunlardan 6 bin mi, 10 bin mi ne kesti. Kafalarını üst üste dizmişlerdi. Sahabe-i kiramdan biri geçiyordu “1, 2,3 değil, defaatle işitmediysem kulaklarım sağır olsun. Kâinatın Efendisi bu haricilerin cehennem köpekleri olduğunu bildirdi” dedi. İşte yine uzantıları çıktı. Allah şerlerinden muhafaza eylesin.  Onun için bizim dediğimiz cihat o değil. Ama Allah yolunda cihat gerekir. İcap edebilir. Vatan tehlikeye girer, canın gider, malın, namusun, dinin, imanın tehlike altında olabilir. Böyle sıkıntılar var. Ne yapacaksın? O zaman Allah yolunda cihat farz olur. O zaman herkese farz olur. Seferberlik denir ona.
Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Vahdet gazetesindeki köşesinde IŞİD ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Cübbeli Ahmet Hoca, IŞİD'lilerin görüldüğü yerde katledilmeleri gerektiğini belirterek, "Kâinatın Efendisi 'Onlara rastlarsanız Ad ve İrem kavmi ile savasırcasına onlan katledin. Onlan öldürene ecir, onların öldürdüklerine de şehitlik vardır' buyurmuştur." diye yazdı.

IŞİD için "Cehennem köpekleri" ifadesini kullanan Cübbeli Ahmet Hoca, IŞİD içinde yer alanların "kafir" olduğunu belirterek yaptıklarından dolayı pişman olacaklarını belirtti.

"NE MÜSLÜMANI! ZALİM BUNLAR, KAFİR BUNLAR'"

"Allah'ın dini en yüce olsun diye savaşan, ancak odur Allah yolunda buyruluyor. Yoksa "Cariye alayım, kadın alayım, kız alayım, hanım alayım, para alayım, onu bunu keseyim, onu doğrayayım, bunun köyünü basayım" olmaz." diyen Cübbeli Ahmet Hoca, yazısının devamında "Zındıklar! Allah kahreylesin onları. Allah helak eylesin onları. Onların hiç tutar tarafı yok. İnsanlara zulmeden zalimler bunlar. Birçoğu da kâfir bunların. Ne Müslümanı, ne dini, ne imanı?! Camiyi bombalıyorlar yahu! "Kâbe'yi yıkacağım" diyor. Medine ellerine geçse yeşil kubbeyi indirirler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in basma. Samimi söylüyorum. Zerre kadar acımayın. Bunlar Hariciler (Bugünkü IŞİD). Bunlar Hazreti Ali'yi kâfir oldu diye öldüren zihniyettir. Bunlar cehennem köpekleridir. Bunların en büyük düşmanları bizim gibi kişilerdir. Ehl-i Sünnet insanları sevmezler. Kâinatın Efendisi "Onlara rastlarsanız Ad ve İrem kavmi ile savaşırcasına onları katledin. Onları öldürene ecir, onların öldürdüklerine de şehitlik vardır" buyurmuştur. Kesin hadisler bunlar kesin" dedi.

"ALLAH YOLUNDA CİHAT FARZ OLUR"

"Hala bırakmayacak mısınız?" başlıklı yazısında Cübbeli Ahmet Hoca, Hz. Muhammed zamanından örnek vererek şöyle devam etti:

"Sahabe Şam'da Haricilerin kafalarını dizmişti. Hazreti Ali Efendimiz bunlardan 6 bin mi, 10 bin mi ne kesti. Kafalarını üst üste dizmişlerdi. Sahabe-i kiramdan biri geçiyordu "1,2,3 değil, defaatle işitmediysem kulaklarım sağır olsun. Kâinatın Efendisi bu haricilerin cehennem köpekleri olduğunu bildirdi" dedi.İste yine uzantıları çıktı. Allah serlerinden muhafaza eylesin. Onun için bizim dediğimiz cihat o değil. Ama Allah yolunda cihat gerekir. İcap edebilir. Vatan tehlikeye girer, canın gider, malın, namusun, dinin, imanın tehlike altında olabilir. Böyle sıkıntılar var. Ne yapacaksın? O zaman Allah yolunda cihat farz olur. O zaman herkese farz olur.

 Cübbeli Ahmet Hoca kimdir?

 Türk fakih, vaiz ve hafızdır. İstanbul'un Fatih ilçesi Çarşamba semtinde bulunan İsmail Ağa Cemaati'nin önde gelenlerindendir. Halk arasında "Cübbeli Ahmet Hoca" olarak tanınır.

İstanbul Fatih'te aslen Giresunlu olan varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Hazinedaroğulları unvanı ile bilinen ataları 18. asırda bugünkü Özbekistan sınırlarının içinde bulunan Buhara şehrinden göç etmişler. Çocukluk yaşlarında cübbe giymesinden dolayı, adaşı olan yaşıtlarından ayırt edilmek için Cübbeli Ahmet olarak çağrılmaya başlandı. Klasik medrese usulü ile din eğitimi gördü. Resmî tahsil durumu ilköğretim seviyesi olup, ortaokulu dışarıdan bitirmiştir. 12 yaşında kürsülerden dînî vaazlar vermeye başlamıştır.

Kendi çevresinde, genellikle verdiği vaazlardan ve çıkardığı dînî sohbet kasetleri ile tanınırken kamuoyunca tanınması 1999 yılında yaptığı 17 Ağustos Depremi konuşması sonrası gerçekleşmiştir.

Başkanlığını babası Yusuf Ünlü'nün yapmış olduğu Fatih Hak ve Hizmet Vakfı tarafından İstanbul Beykoz Çavuşbaşı semtindeki 20 dönüm arazi üzerine kurulu külliyenin yapılmasına önderlik etti. Külliyeye, hazine arazisi üzerinde kaçak olarak inşa edilmesinden dolayı el konuldu ve Hazine'ye devredildi.

2006 yılında Hürriyet gazetesinde Cübbesiz Ahmet Hoca başlığı ile sürmanşetten jet skili fotoğrafları yayımlanarak haber edilmesiyle tekrar kamuoyunun gündemine girdi. 2009 yılı yazında barbie bebekler erkekleri tahrik ediyor fetvâsı ile tekrar gündeme geldi. Bu konuşmasından sonra Habertürk TV kanalında Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek programına katıldı. İlki 23 Temmuz 2009'da iki buçuk saat süren, ikincisi 2 Ağustos 2009 olmak üzere beş saat süren programlar yüksek reyting topladı. Programda, Adapazarı depremi sırasında yaptığı konuşmanın Kur'an-ı Kerîm ve Sünnet kaynaklı olduğunu belirten Cübbeli Ahmet Hoca, ancak konuşmasından isim ve yer vererek yaptığı bazı eleştirilerden dolayı özür dilediğini bildirdi.

İslâmiyet'e getirilen yeni yorumlara ve reformist görüşlere karşı durmaktadır. İslâm dinini Ehl-i Sünnet anlayışına göre yaşamak gerektiğini savunur. Özellikle İstanbul dışındaki mekânlarda vermiş olduğu vaazlar, yoğun ilgi görmekte ve izdihamlara sebep olmaktadır. Kendisi Vahdet gazetesi ve Lalegül dergisinde dualar ve söyleşiler yayımlamaktadır. Lalegül TV'de, ramazan ayı boyunca, iftar öncesinde "Ramazan Sohbetleri" adlı program yapmaktadır.
1999 yılında yaptığı 17 Ağustos Depremi konuşmasından ötürü İstanbul 2 no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce Türk Ceza Kanunu'nun 312 maddesi uyarınca Halkı din, mezhep ve inanç farklılığı gözeterek birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa alenen tahrik etmek suçundan iki yıl yedi ay üç gün hapis cezasına çarptırıldı. 13 ay hapis yattı.

12 Ekim 2011 tarihinde Karagümrük çetesi operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Ünlü, tutuklulukta geçen süre ve tutuklamanın koruma tedbiri olması sebebiyle 7 Aralık 2012 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olmuştur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.