Savaş Çağının Asi Çocukları; Rock ve Rap

Savaş Çağının Asi Çocukları; Rock ve Rap

Savaş Çağının Asi Çocukları;  Rock ve Rap

          Kültürel kökeni Amerika birleşik Devletlerine dayanan rock müzik, 1950’li yıllarda ortaya çıkmış ve 1960’larda en popüler dönemlerini yaşamıştır. İlerleyen süreçlerde alternative rock, heavy metal, punk rock ve space rock gibi dallara ayrılan bu müzik türünde kullanılan enstrümanlar elektrogitar, bass bateri ve klavyedir. Birçok türü olan rock temel olarak üç dala ayrılmıştır. Bunlar; normal rock, hard rock ve heavy metal’dir.

           Bu müzik türünün ortaya çıkışında, Rock and Roll (Rock’n Roll), Rokability, Blues gibi müzik türleri etkili olmuştur. Rock özellikle Blues felsefesini içinde barındırmıştır. Blues Amerika’da siyahların icad ettiği bir müzik türüdür. Siyahlar, beyazlardan gördükleri zulüm karşısında sitem ve tepkilerini bu müzik türünde ortaya koymuşlardır. Özellikle sözlerin ve müziğin sitemi yansıtması baskın hale gelince Blues’un içinden Rock ortaya çıktı. Temel olarak Caz’dan beslenen bir müzik türü olan Blues’un içinde isyan ve öfke vurguları arttıkça yeni bir tür olan Rock kendini göstermeye başladı.




1900’lerin başında topraklarından sürülen zencilerin yaptığı müzik olan Blues’la ortaya çıkan bu müzik türünün neden 60’larda sert, muhalif bir müzik türüne dönüştüğü o yıllarda yaşanan olaylarla açıklanmaktadır. ‘Dünya bunalmakta, nükleer savaş olasılığı giderek büyüyen bir karabasan gibi güvensizliği arttırmakta, evrensel bir gençlik kültürü başkaldırı potasında özümlediği etkinliğini hızlandırmakta, müzik de her yanda başlayan tırmanışı yükseltmektedir’ (Eldem’den aktaran Oğuz, 2007: 5).

Rock müzik, özellikle sözleriyle içinde bulunduğu dönemin hem eleştirisini yapıyor hem de üslubu ile dönemine yönelik bir başkaldırıyı da içinde barındırıyordu. 1960’ların siyasi ve sosyal hareketleri müzikte de yankı buldu ve Rock’n roll içinden yeni bir tür ortaya çıktı. Bu tür Rock olarak tanımlandı. Sanayi çağının aşırı mekanik ruhuna yönelik bir tepki olarak ortaya çıkan bu tür romantizmden büyük ölçüde etkilendi. Romantik gelenekten çok farklı özellikler gösterse de rock müziğin biçimlenmesinde romantizmin etkisi güçlüdür.



19. Yüzyıl başlarında Avrupa’da toplumsal ayrımcılık fazlaydı. Büyük beklentiler yaratan Fransız devrimi bu eşitsizliği gidermede başarılı olamadı. Romantikler toplumsal kurtuluş için mücadele etmek yerine, kendi kişisel rahatlıklarının peşine düşerek bireysel kurtuluşta çözüm aradılar. Bu nedenle mistsizme ve uyuşturucuya yönelerek hayatın zevkini çıkarmaya çalıştılar. Kendi zevklerinin peşine düşmeleri, yaşadıkları hayal kırıklığı idi… İkinci Dünya Savaşı sonra erdikten sonra beklenen barış ortamı kurulamadı. 1945’ten sonra soğuk savaşın başlaması iyimser beklentileri yavaş yavaş yok etti. Atom bombasının Hiroşima’ya atılması ile dünya nükleer tehdit ile yaşamaya başladı. Nükleer bomba yanında daha sonra hidrojen bombasının yapılması daha tehlikeli boyutlara ulaştı. Sovyetler Birliği’nin de atom bombasını yapması ile iki kutuplu bir dünya oluşurken her an savaş çıkacak gibi bir ortam vardı. Diğer yandan savaş sonrasında insanların beklentisi çok farklı idi. Özgürlüklerin artacağı, savaşların bir daha olmayacağı ve yoksulluğun azalacağı ve ırk ayrımının sona ereceği beklentisi vardı. Ancak gelişmeler tam tersi bir istikamette oldu. Rock starları ABD’de bir devrim gerçekleştireceklerini umarak geleneksel ABD değerlerine isyan ettiler. Bunun için Rockçıların hedef aldığı temel kurumlar ilk başta kilise ve devlet oldu. ABD’de ve İngiltere’de sisteme karşı güvensizlik toplu protesto hareketlerini başlattı. 1960’ların ortalarında başlayan öğrenci gösterileri daha sonra Avrupa’nın diğer ülkelerine ve sonra ABD’ye yayıldı. Avrupa’daki gösteriler daha çok toplumsal içerikli olurken ABD ve İngiltere’de farklı yönde gelişti ABD ve İngiltere’deki gösteriler genel olarak her türlü geleneksel yapıya ve otoriteye karşı idi Rock müzik de bu protestocu grupların protest marşı görevini üstlendi ve etkileri de 1965-1974 arasında giderek arttı… (Duman, 2009).




Zappa, 1965’te Watt ayaklanmasının hemen ardından yazdığı ‘Trouble Coming Everyday’de Afrika’daki köle ticaretinin sömürüsünden başlayarak Ghetto’daki kötü yaşam ve eğitim koşullarına, polis vahşetine dek siyah olanın sorunlarını çarpıcı bir biçimde işliyordu” (Turhanlı’dan aktaran Oğuz, 2007: 7) Savaşlara, dayatılan ideolojilere ve kapitalizmin işleyen çarkına karşı çıkmayı seçen genç neslin, kendilerini ifade eden müzik gruplarını, ‘sözcüleri’ olarak seçtiği söylenebilir. Çeşitli gruplara yüklenen misyonlar… ‘sanatın toplumsal görevini’ açıklar niteliktedir. Bu grupların birisi de ‘Liverpool’lu asi gençler’ olarak bilinen Beatles’tir (Eldem’den aktaran Oğuz, 2007: 8).

Bunun gibi birçok grup dünyada var olan sistemin işleyişini, savaşları ve insani değerlerdeki yıkımı eleştiriyordu. Bu grupların bazıları da eylemlerde ön saflarda enstrümanlarıyla yer alıyordu.  Rock muziğin ılımlı tonu 1965’lere kadar devam etti. Bundan sonra daha agresif bir tutum takınmaya başladı. 1960’ların ortalarında rock müzik tema olarak “aşk, aşk” diyor ve romantik görünüyordu. Beatles grubu “elini tutmak istiyorum” derken sert bir protest tavırdan uzaktı. Protest rockçılar ise müziklerinde sosyal olaylara daha çok yer vermeye başladılar. Gençlik toplumda problem görüyor ama, ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Gençlerin bir liderlere ihtiyaçları vardı. Sosyal sorunların bir sonucu olarak rock doğdu. Bu müzik ABD’nin yapısını oldukça etkilerken yeni yetişenler kahramanlarının öldüğünü, savaşa gittiklerini, aşık olduklarını ve uzaya gittiklerini gördü. Değişim oldukça hızlı idi. Kitleler üzerinde rock müzik bu bağlamda diğer sanat türlerinden daha etkili oldu. İdolleri ise Rolling Stones, Bob Dylan, Beatles idi. Bunlar toplumun Mesih’i idiler. Onlar Wietnam Savaşına, ırk ayrımına, yerleşik kurumlara, Katolik kilisesine karşıydılar. Bu belirsizlik ortamında gençler kendi peygamberlerini buldular. Bunlardan biri Bob Dylan idi. “Blowing in the wind”, adlı şarkısında Dylon ırk ayrımını eleştirdi. “A Rockçılar şarkılarında protest ögeleri kullanarak, ABD savaş makinasına saldırıyordu. Bu nesil savaş sırasında doğanlar olduğu için kolej ve üniversitelere devam ediyorlardı. Dolayısıyla onların etkilenme oranları daha yüksek oldu. Onlara göre, toplumu değiştirecek tek olgu müzik olarak görüldü Bob Dylan’ın kariyeri soğuk savaşın doruk noktasında başlamıştı. 1961-1963 döneminde şarkıları hep gelecek bir savaşı konu edinmişti. Bu üçüncü dünya savaşı çıkacağına inanıyordu. Şimdi korkular gerçeğe dönüşmek üzere idi (Duman, 2009).

Wietnam savaşı patlak verdiğinde binlerce kişi savaş karşıtı gösterilere katıldı. Dylan “Master of War” adlı şarkısında politikalara saldırdı. Onlar büyük savaş uçakları yapıyor, silah üretiyor ve ofislerinde oturuyordu. Black Sabbath, “War pigs” adlı şarkısında generalleri büyücüler olarak gösterdi. Bunları savaş sırasında kuyruklarını saklayarak gizlenirler, diye aşağılıyordu. Bütün rockçılar, savaş lordlarını eleştiriyordu. Bütün rockçılar, savaş lordlarını, bencil, korkak, yaşlı, kendi çıkarları için gençleri savaşa gönderen kişiler olarak sembolize etti.
Ülkeleri savaşa girerken rockçıların savaşı lanetlemesi, savaş karşıtı gösterilere katılmalarına muhafazakar kesim hoş bakmadı. Wietnam Savaşı Yoksullar, siyahlarla beraber Wietnam’a gitti, Ölenlerin çoğu da onlardı. Wietnam savaşı devam ederken ABD sistemi de ciddi olarak sorgulanmaya başladı. Tepedeki kent miti, Wietnam’da kullanılan savaş uçakları ile birleşti. Wietnam savaşını ABD’nin kazanamayacağı açıktı. Eğer Tanrı yanlarındaysa o zaman bunda bir yanlışlık var demekti. TV’lerin savaş görüntülerini yayınlaması sonucunda bunun etkileri ABD ve Avrupa’da görülmeye başladı.




Buradaki savaşı devletin yarattığı terör olarak algıladılar. Genç kesim Wietnam cehennemi ile çok çabuk karşı karşıya kalınca bu konuyla daha çok ilgilenmeye başladılar. Tepkilerini kitlesel orak ortaya korken Rockçılar da onların sözcüsü olmuşlardı. Yerleşik düzene karşı, uyuşturucu üzerine şarkılar söylemeleri kendilerini sembolize ediyordu. “Bir joint çekmek.” devrimci hareketti. Bu aşamada sorun nasıl çözülecekti. Rockçılar da Avrupa’dakiler gibi çareyi devrimde gördüler. Rolling Stones, “devrim için zaman geldi”, “caddede çatışan gençler” tarzında şarkılar yaptı. Devrim kitleleri cezbeden bir kavramdı… Şarkılar da devrimi çağrıştıran tarzdaydı. ABD’de kolej ve üniversite kampüsleri devrim isteyen gençlerle doluydu. Gösteriler sürekli olurken sık sık polisle çatışılıyordu. Müzik bunların nedeni değildi ama devrime giden yolda bir araçtı. Kitlesel olarak yalnızca otoriteye karşı gelmesi bu hareketi kanalize edecek politik bir örgütten yoksunluk, hareketi başarısızlığa itmiştir.

Rock şarkılarında bir ailenin genç oğlu savaş meydanlarında hayatını kaybetmesi trajik bir şekilde anlatıldı. The Doors “Unknown soldier”, Judy Collins’in “in the Hills of Shilon”da bunlar etkili bir şekilde işlendi. Savaşın olumsuzlukları görülmeye başladığında buradaki vahşette bütün çıplaklığı ile görüldü. George Harrison, “Wietnam yanlıştı. Biz şarkılarımızda bunu dile getirerek farklı kültür yaratmaya çalıştık. Kalk, uyan dövüşmek zorunda değilsin. Savaşa karşı durabilirsin. Gülebilirler ve komikçe aptalca giyinebilirsin” dedi. Bunlar kötüye karşı duruşun bir parçasıydı. Şarkılar toplumu ateşliyordu… Rock yıldızlarının ortak noktası ise ırk ayrıma karşı olmalarıydı. Uyuşturucu rokcıların sisteme karşıtlığı sembolize ettiği bir obje olarak bakıldı. Mevcut sistem uyuşturucu kullanılmasına karşı çıkıyordu.




Rockçılar için sisteme karşı olmak onların doğası gereği idi. Aynı zamanda aklın limitlerini zorlayarak diğer bir aşamaya geçmek için uyuşturucu alınması zorunluydu. Rock, yaşam tarzına yeni bir bakış açısı getirdi. Giyime önem vermeyerek ikinci el kıyafetler giyenleri popüler yaptı 13. Çingeneler, hırsızlar, aykırı tipler popülerlik kazandı. Renkli giysileri, köpek modeli saç tarzları, yeni bir argo kullanmaları yaygınlaştı. Söylemleri genelde uyuşturucu üzerine oldu. Bunu da şarkılarında dile getirdiler. Rock starları da kendilerini topluma yol gösteren kişilerle kendilerini özdeştirdiler. Bu açıdan da mistik bir yanları vardı. Bilinmeyen bir güce bağlılık. Ütopik bir toplum düşünü hayal ediş yaşamlarında etkindi (Duman, 2009).

Bu yeni müzik türünde elektrogitar çok büyük bir öneme sahiptir. Bu enstrumanın kullanılmasıyla disortion adı verilen ses efekti müziğe girmiş oldu. Bu ses efektinin kulakları tırmalayıcı tınısı, isyanı, acıyı ve öfkeyi daha iyi yansıttığı için Rock’ın asi ruhuna en uygun sesi vermekteydi.  1950’lerde kendini göstermeye başlayan Rock, bu dönemde gençlerin favori müziği haline geldi. Müziğe uygun kafa sallama tarzı, sıra dışı tınılar özellikle dönemin genç ergenlerinin asi ruh durumuna hitap ediyordu ve son derece popüler olan bu yeni tarz o dönemde pop müziğin en güçlü rakibi haline geldi. İngiltere’deki gelişimiyle birlikte Rock uluslararası bir yaygınlık kazandı. 1970’lerde yaygınlığı artan bu müzik türünün bazı grupları şunlardır:



The animals
The Who
The Pretty Things
The Yardbirds
The Rolling Stones
The Kinks
The Shadows
1980’lere gelindiğinde Rock müzik değişmeye ve çok daha fazla sert bir nitelik kazanmaya başlar. Artık Rock’ın içinden yeni bir tür kendini göstermiştir: Hard – Rock. Hard – rock ile birlikte sözler ve müzik gittikçe daha sert bir üslup kazanır. Rock’ın muhalif karakteri bu yeni tür ile sadece şarkı sözlerinde değil, grup adlarında bile sert ve keskin yanını sergilemeye başlar.
Big Black
Bad Brains
X fear
The Killers

Gone and Roses bu gruplardan bazılarıdır.
1980’lere gelindiğinde Rock’ın yeni bir dalı ortaya çıkar. Bu yeni tarz, Rock müziğin bir alt dalı olsa da Rock’ın eski muhalif karakterini kaybettiğini düşünenlerin oluşturduğu bir müzik türüdür. Dolayısıyla çok daha sert bir tutumu vardır. Bu yeni türün adı Heavy- metal’dir. Hevy metal tarzı, karanlık ve ölümü çağrıştıran şeyleri ele alır. Bu nedenle heavy metalcilerin rengi siyahtır. 
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.