Nedir bu “Startup Community”? Problem+Çözüm

Gün günlerde iş ve girişimcilik dünyasının diline donana "Startup Community" kavramına birçok yerde rastlar olduk. Peki nedir bu Startup Community ? Girişimcilik ve İş Fikirleri konusunda kendini yetiştirmiş bir yazar olan Sinan Odak, Startup Community kavramını yorumlayarak, aynı zamanda genç beyinlere yönelik farklı bir yaklaşımda bulunuyor.

Nedir bu “Startup Community”? Problem+Çözüm

Esasında sadece startup’ların değil kurumsal şirketlerin de şu an bir hayli üzerinde kafa yorduğu bir konu, topluluklar, temsilcilikler oluşturmak. Kim istemez ki bizi temsil edecek, bizler için harıl harıl çalışacak “genç” beyinler?

Kurumsal şirketlerden ziyade ben startup’ların nasıl “community” oluşturması gerektiğinden bahsedeceğim. Özellikle son 1.5 yıldır çevremdeki hemen hemen her girişimci -b2b iş yapanlar da dahil- kendi startup’ı için bilhassa üniversitelerden temsilciler, ekip arkadaşları - topluluğun bir parçası olarak sayabiliriz- oluşturmanın çabasında. Fakat gel gelelim ki ne kadar anlıyoruz bu işten? Onları tanıyor muyuz? Bam bam bam ilerlemiyor maalesef bu iş, taktik şart…


Lean Canvas for Community

Her girişimcinin yalın kanvas (lean canvas) oluşturmayı bildiğine eminim. Startup’ınız için daha önce de doldurduğuna şüphem yok.

Peki yalın kanvası sadece projelerimiz için mi doldurabiliriz?

“Hayır”

Yalın kanvasların bazı kısımlarını pas geçerek kurmayı hedeflediğimiz topluluklar için de oluşturulabileceğine inanıyorum, ki daha önce de bunu denedim, gayet işe yarıyor inanın. Hedefinizdeki topluluğun taslağını bu kanvas üzerinde gayet net bir şekilde görebilirsiniz. Problem, çözüm, sunduğunuz değer, topluluğun avantajı, kullandığınız kanallar, topluluğunuzun segmenti vs. Yalın kanvas ne bro, nerden bulacaz -ki eminim biliyorsunuz- falan derseniz ciz.io ‘dan rahatça oluşturabilirsiniz.

Bu kanvasa şöyle güzel bir de persona, empati haritası eklersek tadından yenmez yahu!

Z Kuşağını Anlamak

Farkındaysanız çok iyimser yaklaşarak Z kuşağından bahsedeceğim. Y kuşağını çok iyi anladık, Z kuşağı geldi…

Şunun şurasında Z kuşağının üniversiteli olmasına 1–2 yıl kaldı. A dostlar biz henüz Y kuşağını anlayamamışken, bu kuşağa liderlik edememişken Z kuşağına nasıl hitap edeceğiz, onlara liderlik edecez? Sorarım kendimize.

Muhteşem derecede dikkati dağılmaya müsait, bilgiye ulaşma konusunda muhtemelen bizlerden bin kat daha iyi olan, bireyselliğe daha düşkün bir kuşak bizi bekliyor. Sen bu kuşağı alıp topluluğun bir parçası haline getirecek, haydi ekipçe çalış diyecek ve “senin” hayalini gerçekleştirmesi için onu motive edeceksin?

YOK YA?

Ben bu işin hiç de kolay olmadığını savunuyorum. Elbette mümkün, çok da güzel yapan kurumsallar, STK’lar ve startup’lar mevcut. Başarılarının ardındaki şeyin tamamen empati kurmak, kitleyi tanımak olduğuna inanıyorum. Yine az önce tavsiye ettiğim gibi -zor olacak- empati haritası çıkarılmalı ilk olarak. Geleneksel yollar kullanılmamalı bu topluluğu oluştururken. Mesela linkedin’e post paylaşıp “XxX startup’ımız için üniversite temsilcilikleri kuruyoruz, bir parçası olmak ister misin?” dersen, patlarsın dost.

Ne vereyim abime?

Sürekli aynı yere bağlanıyor konu fakat yine de belirtmemde fayda var ki öncelikle gayet net bir şekilde “hedeflerimizi” potansiyel ekip arkadaşlarımıza anlatabilmeliyiz. Ardından tabii ki ondan beklentimizi net bir şekilde belirtmeliyiz. Burada elbet esneklik payı olabilir fakat işin başından her ne kadar olası durumu karşı tarafa yansıtabilir, verimli bir tanışma yaparsak, ilişki o derecede sağlam yürür. Talep & Arz.

Esneklik

Mükemmel derece yanlış anlaşılan bir kelime.

-Arkadaşım bak bize söz verdiğin projenin günü geçti, durum nedir?

-Ya abi biz esnek değil miyiz?

Değiliz ulan! Esneklik bu değil. Esnek olmak verilen görevlerin, yapılacak işlerin sarkıtılması değildir. Esnek olmak aha da budur:

İşin yapılması sırasında ihtiyaç duyulan her türlü ortam, koşul ve sistemleri geliştirmek amacıyla pozitif yönde farklılaştırabilecek bakış açısına sahip olmak, beklenmedik durumlara rahat ve hızlı bir şekilde adapte olabilmektir.

Teknolojinin Nimetleri

Haftada sabit 4 farklı toplantıya giriyorum. Kişisel olarak da en az haftalık 8 farklı kişiyle görüşüyorum, toplantı yapıyorum. Bazen gerçekten lanet edebiliyorum bu toplantılara. Yahu İstanbul’da yaşıyoruz, 5 km yol gidecem diye 1 saatim çöp oluyor. +toplantıda bulunduğun yerde dikkat dağınıklığı vs.

Benim tavsiyem şu ki offline toplantılara ara verilmeli, online toplantılara ağırlık verilmeli. Elbette insanlar yüzyüze gelmeli vs. fakat bunun da çok fazla abartılmaması gerekildiğine inanıyorum. Online’da sadece toplantı değil tabii, to do list, tasks manager dahil bir çok tool kullanarak -hemen hemen her işinizi- işlerinizi halledebilirsiniz. Drive, Trello, Skype, Slack. En basit araçlara örnek.

Dinamizm & Kısa Vade

Düşün şimdi karşında Z kuşağı mensubu bir genç var. Startup’ın için bu adamı istiyorsun ve senin sunduğun değer şu: bak sen bizimle şöyle 4–5 ay çalış, sonra sana hisse veririz ha! Exit edersek bolca paran olur ha!

Bullshit!

Bu değerleri sunan “founder” lar olduğunu duydum fyi.

Topluluk ve takım içindeki dinamizmin sürekli olabilmesi adına haftalık online/offline toplantılar ve 15 günde bir ise farklı konularda eğitimler verilmesi taraftarıyım. Bu eğitimlerin parasını nereden çıkaracaz diye sorarsanız da inanın yüzlerce insan bulabilirsiniz sizden herhangi bir maddi çıkar beklemeden, size 1–2 saatini ayırabilecek.

Diyelim ki yukarıdaki saydıklarımı daha seyrek yapabiliyorsunuz. O halde online yürüyün. Size inanan insanlara atacağınız samimi, bilgilendirici bir mail dinamikliği sağlayacaktır.

Haa bak şöyle bir şey de var, sen bu insanları güncel tutmalısın ki ekibin bir parçası olduklarını hatırlasınlar, değer bilsinler değil mi? Şeffaflık.

Kültür

Topluluktaki herhangi birisi tüm topluluğu yansıtabilir. Bu sebepten ötürü her kişinin içinde bulunduğu şirketin, topluluğun kültürünü son derece iyi biliyor, sahipleniyor ve yaşıyor olması gerekiyor. Ben kültürün EQ ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar biz vermeye çalışsak dahi bu kültürü benimsemeyecek insanlar elbet olacak.

Bu konuda önerim ise öncelikle startup’ınızın kimliğini oluşturmak. Biliyorum bu kolay değil fakat bence işin en keyifli aşamalarından birisi. Kimlik yaptığın her işe göre değişir. Giyim tarzı, kullandığınız renkler, dil kullanımınız, yazı fontunuz vs. bunlara ek olarak çok spesifik şeyler eklenebilir. Bu tarz temel şeyleri oluşturduktan sonra yalın olarak kültür kendiliğinden oturacaktır.

Çok uzattın be Sinan…

İnsan.

Vakit geçirdiğimiz, paylaştığımız, sevdiğimiz, kavga ettiğimiz, sevindiğimiz, üzüldüğümüz ve hemen hemen her duyguları yaşadığımız şey insan. -en azından şimdilik- Bunu unutmamak gerek. Her ne kadar birbirimize karşı samimi ve dürüst olursak, o derece mutlu olacağımıza inanıyorum. Farkındaysanız “başarılı” demedim. Başarı kriterlerini çok farklı dinamikler oluşturabiliyor. Başka bir yazı da anlatmaya çalışırım artık bunu…

Çav çav

Sinan ODAK / President of StartupMEF Entrepreneurship & Innovation Club / MEDİUM

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.