Kıbrıs'ın yeni adı belli oldu. İşte kıbrıs'ın yeni adı!

Kıbrıs'ta müzakereler devam ediyor. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, birleşme olduktan sonra yeni ismin Birleşik Kıbrıs Federasyonu olacağını açıkladı. Birleşme için görüşmeler devam ederken, bir yandan da KKTC'deki Türkiyeli göçmenlerin beklentileri, korkuları ve istekleri söz konusu.

Kıbrıs'ın yeni adı belli oldu. İşte kıbrıs'ın yeni adı!

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı etkinlikleri için KKTC’ye gelen gazetecileri bilgilendirmeye yönelik toplantıda yaptığı konuşmada, antlaşma olduktan sonra adanın isminin Birleşik Kıbrıs Federasyonu olmasının gündemde olduğunu söyledi.KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, mayıs ayından bu yana süren müzakerelerde gelinen noktayı yabancı gazetecilere anlattı.KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, mayıs ayından bu yana süren müzakerelerde gelinen noktayı Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 41’inci yıldönümü törenleri için gelen yabancı gazetecilere anlattı. Buna göre Rumlar ve Türklerin kuracağı yeni devlete ‘Birleşik Kıbrıs Federasyonu’ adı verilmesi planlanıyor. Garantörlük ve toprak dağılımı dışında birçok konuda ilerleme sağlandı. Buna göre Rumlar ve Türklerin kuracağı yeni devlete ‘Birleşik Kıbrıs Federasyonu’ adı verilmesi planlanıyor. Garantörlük ve toprak dağılımı dışında birçok konuda ilerleme sağlandı.

Kıbrıs’ta Türk ve Rum liderler arasında devam eden müzakerelerde yeni kurulacak devletin özellikleri ortaya çıkmaya başladı. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yeni devlet için ‘Birleşik Kıbrıs Federasyonu’ adının gündemlerinde olduğunu belirterek, mayıs ayından bu yana devam eden müzakerelerde garantörlük sistemi dışında tüm konuları ele aldıklarını açıkladı. Yeni devletin, 2004’te Rumların reddettiği Annan Planı’ndaki adı, ‘Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ydi.
Akıncı Rumlarla kurulacak federasyonun özelliklerini, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 41’inci yıldönümü törenlerine katılmak üzere Ada’ya gelen yabancı gazetecilerle önceki gün buluşmasında anlattı. Müzakerelerin bu hızla devam etmesi halinde aylar içinde Kıbrıs sorununa çözüm bulabileceklerine dikkat çeken Akıncı, gizli yürütülen pazarlıklarda ilk kez ayrıntı verdi.

İŞTE YENİ KIBRIS

Yeni devletin belirgin hâle gelen özellikleri şöyle:
* Müzakerelerde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin oluşturduğu garantörlük dışında her konu konuşuldu. Ancak hassas olan toprak konusunda Türk ve Rumlara bırakılacak yüzdelik oranlar ve paylaşılacak yer isimleri sona bırakıldı.
* Federasyonu Kıbrıs Türk ve Rum kurucu devletleri oluşturacak. Her kurucu devletin kendi içinde ayrı bir vatandaşlığı olacak.
* Yeni federal devletin alt ve üst olmak üzere iki parlamentosu olacak.
* Kıbrıslı Türk ve Rumlar istedikleri bölgede ikamet edebilecek.
* Türk kurucu devletine yerleşecek Rumlar ya da tam tersi Rum tarafında gidecek Türkler, yaşadıkları kurucu devlette, yerel ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde seçme ve seçilme hakları olacak. Ancak bulundukları kurucu devletten federal parlamentoya gidecek milletvekilleri için seçme ya da seçilme hakkı olmayacak.(Rumların nüfusu Türklerden 4 misli fazla)
* Nüfus çoğunluğuna sahip Rumların iki kesimliliği ve siyasi eşitliği bozmaması için konuşulan kısıtlama AB kurallarına aykırı. Bu nedenle varılacak anlaşma, AB mahkemelerine yapılacak bireysel başvurularla delinmemesi için üye ülkelerinin tümünde parlamento onayından geçmesi ve ‘AB’nin birincil hukuku’ olması gerekiyor.

MİLLİ ORDU OLMAYABİLİR

* Federal devletin polis gücü Türk ve Rumlar arasında yarı yarıya ya da %40 Türk, %60 Rum olacak. Oranlar henüz kesinleşmedi.
* Milli ordu olup olmayacağı müzakere ediliyor. Ordu olmayabilir.
* Taraflar, doğu Akdeniz’deki doğalgaz konusunda müzakereler devam ederken sorun çıkartacak, sondaj gibi adımlar atmama konusunda anlaştı.
* Federal devletin milli günleri (20 Temmuz Barış Harekâtı yıldönümü, KKTC’nin kuruluş yıldönümü gibi) konular henüz görüşülmedi. Her iki tarafta da benzer törenler bulunuyor.Kıbrıs’ta Türk ve Rum liderler arasında devam eden müzakerelerde yeni kurulacak devletin özellikleri ortaya çıkmaya başladı. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yeni devlet için ‘Birleşik Kıbrıs Federasyonu’ adının gündemlerinde olduğunu belirterek, mayıs ayından bu yana devam eden müzakerelerde garantörlük sistemi dışında tüm konuları ele aldıklarını açıkladı. Yeni devletin, 2004’te Rumların reddettiği Annan Planı’ndaki adı, ‘Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ydi.

Akıncı Rumlarla kurulacak federasyonun özelliklerini, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 41’inci yıldönümü törenlerine katılmak üzere Ada’ya gelen yabancı gazetecilerle önceki gün buluşmasında anlattı. Müzakerelerin bu hızla devam etmesi halinde aylar içinde Kıbrıs sorununa çözüm bulabileceklerine dikkat çeken Akıncı, gizli yürütülen pazarlıklarda ilk kez ayrıntı verdi.

İşte yeni Kıbrıs

Yeni devletin belirgin hâle gelen özellikleri şöyle:
* Müzakerelerde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin oluşturduğu garantörlük dışında her konu konuşuldu. Ancak hassas olan toprak konusunda Türk ve Rumlara bırakılacak yüzdelik oranlar ve paylaşılacak yer isimleri sona bırakıldı.
* Federasyonu Kıbrıs Türk ve Rum kurucu devletleri oluşturacak. Her kurucu devletin kendi içinde ayrı bir vatandaşlığı olacak.
* Yeni federal devletin alt ve üst olmak üzere iki parlamentosu olacak.
* Kıbrıslı Türk ve Rumlar istedikleri bölgede ikamet edebilecek.
* Türk kurucu devletine yerleşecek Rumlar ya da tam tersi Rum tarafında gidecek Türkler, yaşadıkları kurucu devlette, yerel ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde seçme ve seçilme hakları olacak. Ancak bulundukları kurucu devletten federal parlamentoya gidecek milletvekilleri için seçme ya da seçilme hakkı olmayacak.(Rumların nüfusu Türklerden 4 misli fazla)
* Nüfus çoğunluğuna sahip Rumların iki kesimliliği ve siyasi eşitliği bozmaması için konuşulan kısıtlama AB kurallarına aykırı. Bu nedenle varılacak anlaşma, AB mahkemelerine yapılacak bireysel başvurularla delinmemesi için üye ülkelerinin tümünde parlamento onayından geçmesi ve ‘AB’nin birincil hukuku’ olması gerekiyor.

Milli ordu olmayabilir

* Federal devletin polis gücü Türk ve Rumlar arasında yarı yarıya ya da %40 Türk, %60 Rum olacak. Oranlar henüz kesinleşmedi.
* Milli ordu olup olmayacağı müzakere ediliyor. Ordu olmayabilir.
* Taraflar, doğu Akdeniz’deki doğalgaz konusunda müzakereler devam ederken sorun çıkartacak, sondaj gibi adımlar atmama konusunda anlaştı.
* Federal devletin milli günleri (20 Temmuz Barış Harekâtı yıldönümü, KKTC’nin kuruluş yıldönümü gibi) konular henüz görüşülmedi. Her iki tarafta da benzer törenler bulunuyor.

Tiyatrodan sonra konser

Kıbrıs’ta Türk ve Rum liderler Akıncı ile Anastasiadis, bir yandan müzakere yürütürken, diğer yandan, Ada’nın her iki tarafında sosyal etkinlikler düzenliyor. Kıbrıs müzakere tarihinde geçmişte yaşanmamış ortak etkinlikler, iki liderin Mayıs ayında Lefkoşa’nın Türk ve Rum çarşılarını birlikte gezmesiyle başladı. Ardından 08 Haziran’da Güney Kıbrıs’ın Limasol kentinde Kıbrıslı Türklerin Türkçe ve Rumca tiyatro oyununu yan yana izlediler. İki lider 28 Temmuz salı akşamı bu defa KKTC’nin Gazimağusa kentinde iki toplumlu konsere katılma kararı aldı. Türk ve Rum sanatçılardan oluşan ‘Kyprogenia’ adlı grup, ‘Ay ışığı altında bizim müziğimiz’ adı altında Türkçe ve Rumca şarkılar söyleyecek.TAK'ın haberine göre Akıncı, çözüme ulaşmak için müzakerelerde alınacak çok yolun bulunduğunu ancak mevcut hızla devam edildiği takdirde, bir çözüme aylar içerisinde ulaşılabileceğini kaydetti.

“EMPATİ VE UZLAŞI”

Siyasi kararlılığın yanısıra “empati” ve “uzlaşı”nın da bir çözüme uzlaşmada gerekli olduğunun bilinmesi gerektiğini kaydeden Akıncı, “Eğer şimdi çözüm bulamazsak, başka bir fırsat çıkmayabilir çünkü toplumlar, özellikle de bizim toplum çözüm bulma çabalarından yorulmuştur. Yıllar içerisinde pek çok hayal kırıklığı yaşadık” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türklerinin zaman içinde tehlikeye girecek, uluslar arası mahkemelere düşecek bir antlaşma istemediklerini ifade ederek, şöyle devam etti:

“İnsan haklarına aykırı bir çözüm istemiyoruz. Bu anlaşma, Avrupa Birliği müktesebatı ve insan haklarıyla uyumlu olmalı. Kıbrıslı Rumlarla varılacak antlaşmada her toplum kendi bölgesinde çoğunlukta olacak ve kendi idaresini yapacak. Bu prensiplerin kalıcı olmasını görmek istiyoruz. Başka bir deyişle AB prensipleri ile iki bölgeli-iki toplumluluk arasında bir denge oluşturmak gerekiyor”

“İSTEDİKLERİ YERDE İKAMET EDEBİLECEKLER”

Cumhurbaşkanı Akıncı, 1974’te Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların topluca yer değiştirmek zorunda kaldığını ve aradan geçen 41 yıldan sonra yeni yaşamlar kurulduğunu kaydetti. Akıncı, bulunacak çözümde Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların bazı koşullar altında istediği yerde ikamet edebileceğini söyledi.

Kuzeyde ikamet eden Kıbrıslı Rumların veya Güney Kıbrıs’ta ikamet eden Kıbrıslı Türklerin siyasi hakları da olacağını, yerel seçimlere veya AB seçimlerine katılabileceğini kaydeden Akıncı, karşı tarafın vatandaşı olduğu takdirde de Temsilciler Meclisi için aday olabileceğini ancak Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların eşit sayıda olacağı Senato için adaylıkta toplumsal temele bakılacağını belirtti. Akıncı, “Bu nedenle siyasal eşitlik korunması gerekecek” dedi.

Akıncı, azınlıkların yararına olmayan bir yasanın gündeme gelmesine karşı bir tedbir olarak da, böyle bir yasanın belli bir sayıda imza toplanarak Üst Mahkemeye’ye sevk edilebileceği bir sistem geliştirdiklerini söyledi.

“TÜRKİYE’NİN VERDİĞİ MESAJLAR ÖNEMLİ”

Çözüm için garantör ülkelerin desteğinin önemli olduğunu kaydeden Akıncı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramında verdiği mesajların “olumlu” olduğuna işaret etti.

İslam ülkeleri ile ilişkileri içeren bir soru üzerine Akıncı, tüm dış dünya ile ilişkileri geliştirmek istediklerini, bugüne kadar ekonomik ilişkilerin pek fazla geliştirilemediğini, ancak çözüm bulunması halinde büyük fırsatlar doğacağına inandığından ilişkilerin şimdiden geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

“ÇOK YÖNLÜ BİR EKONOMİ..”

Ekonomik kalkınmayla ilgili bir soruya karşılık Akıncı, KKTC ekonomisinin yüksek eğitim ile turizm olmak üzere iki temel ayağı bulunduğunu, ancak yakın gelecekte daha fazla ülkeyle çok yönlü bir ekonomi geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

BİRLEŞİK KIBRIS FEDERASYONU

Antlaşmadan sonra ülkenin isminin ne olacağı sorusu üzerine Akıncı, Birleşik Kıbrıs Federasyonu isminin gündemde olduğunu ancak isimden çok içeriğinin önemli olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, çözüm bulunmadığı takdirde genç neslin adanın yeniden birleşmesi modelini unutup, ayrı iki devlete odaklanacağını düşündüğünü dile getirdi.

MÜZAKERELER

Akıncı, müzakerelerde garantiler ve toprak ayarlamasında isimler ve yüzdelikler dışında tüm konuların ilişkili olarak görüşüldüğünü söyledi.

NAVTEX konusunda bir soru ile ilgili olarak Akıncı, Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile sonucu yıllar sonra belli olacak yeni bir konu ya da sorun yaratmama konusunda mutabakata vardıklarını söyledi.

Kıbrıs’ın açıklarındaki doğal gazın çözüme yardımcı olacak bir araç olarak kullanılması gerektiğini ifade eden Akıncı, uzmanların görüşüne göre çıkacak doğal gazın pazarlanmasında en iyi yöntemin, doğal gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakledilmesi yönünde olduğunu anlattı.

Akıncı, “Gelecek aylar içerisinde yeni sondaj veya NAVTEX beklemiyoruz” dedi.

“ORDU OLMAYABİLİR”

Federal Polis Gücü’nde oranların 50-50 veya 40-60 olacağını ancak Ordu konusunda Kıbrıs Rum Yönetimi  ile herhangi bir mutabakata varılmadığını kaydeden Akıncı, bir ordunun olmayabileceğini söyledi.

Akıncı, kutlama törenleriyle ilgili olarak, Kıbrıs Rum tarafında da kutlama törenleri  yapıldığını ve bu konunun değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bu arada önemli bir nokta da birleşme olursa KKTC'deki Türkiyeli göçmenlerin durumu. Bu kouda da şu görüşler var.

Kıbrıs’ta son dönemlerde yaşanan birleşme heyecanı Türk ve Rum toplumlarının gündemlerinin en önemli maddesi durumunda. Aynı topraklarda ikiye bölünmüşlüğün yaşandığı Kıbrıs adasında bütün gözler siyasilere çevrilmiş durumda. Kıbrıslı Türkler de Kıbrıslı Rumlar da gelecekte neler olacağını dikkatle beklemekte. Haberimizde,  bu süreç içerisinde, Kıbrıs’ta yaşamlarını sürdüren  Türkiye asıllı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının istekleri, korkuları, güvensizlikleri ve Rum toplumuna bakış açılarını ele alacağız. Aynı zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kathimerini ve KKTC’nin Realist gazetesi yazarı Nikolaos Stelya ile gerçekleştirdiğimiz röportajla Kıbrıslı Rumların Türkiye asıllı KKTC vatandaşlarına bakış açısını öğrenmeye çalışacağız.

Oğuz: “ Göçmenlerin sadece elli bini kalacak”

KKTC Gazimağusa Milletvekili Dursun Oğuz, 1976’da ailesiyle birlikte KKTC’ye göçmen olarak geldi. Azmi ve inancı sayesinde KKTC’de milletvekilliğine kadar yükseldi. Oğuz, KKTC’ye 1974’den sonra ve 1983’den sonra olmak üzere iki grubun geldiğini; KKTC’ye gelen bu göçmenlerin sadece elli bininin ve Kıbrıs Türkleriyle evlenerek vatandaşlık kazananların birleşik Kıbrıs’a entegre edileceğini belirtiyor. Kıbrıs Cumhuriyeti, 1975’den sonra KKTC’ye gelen herkes için “yerleşik” ifadesini kullanıyor. Aynı zamanda Annan Planında da KKTC’deki Türkiye asıllılar için “yerleşik” ifadesi kullanılmakta. Oğuz, bu ifadeden rahatsızlık duyulduğunu aktarıyor  ve Türkiye asıllıların, kendilerinin KKTC vatandaşı diye adlandırılmasını istediğini belirtiyor.  Oğuz’a göre Türkiye asıllıların olası bir birleşme durumundaki en büyük korkusu, devlet güvencesi altında verilen ev ve arazilerin ellerinden alınması. Birleşmeden sonra Türkiye asıllıları bekleyen en büyük sıkıntı ise rehabilitasyon sorunu. Oğuz, olası bir birleşmede ise Türkiye asıllıların isteklerini şu şekilde sıralıyor: Kurulacak olan yeni devlette siyasi eşitlik, yasal vatandaşlık, diğer vatandaşlarla aynı hakka sahip olmak ve olası her türlü anlaşmada, Türkiye Cumhuriyetinin garantörlüğü. Kıbrıs’ta barışın sağlanması için neler yapılabileceğini sorduğumuzda ise Dursun Oğuz, sözlerine şöyle devam ediyor: “İki toplumunda isteği, savaş ortamının olmadığı, güven ve barış içinde yaşayabilecekleri bir ada. En büyük sorunlardan biri olan güven sorunu, zaman içinde, iki toplumunda hassas olduğu konularda güven sağlayıcı açılımlar yapılmasıyla ortadan kaldırılabilir.” Oğuz, iki toplum arasındaki buzların erimesi için yapılabilecek hamleler olarak ise şunları gösteriyor: Sosyal ve kültürel faaliyetlerin artırılması, sivil toplum örgütleri arasında işbirliklerinin geliştirilmesi, negatif olabilecek olaylara karşı, iki toplumunda ortak tepki göstermesi ve sahiplenmesi. Oğuz, Gazimağusa Suriçi’nde Rumlar tarafından yapılan kilise ayinine benzer etkinliklerin adanın iki tarafında da çoğaltılması gerektiğini belirtiyor.

En büyük korkuları geri gönderilmek

Kıbrıs’ın birleşmesi sürecinde, Türkiye asıllı KKTC vatandaşlarının en büyük korkusu Türkiye’ye geri gönderilme olarak göze çarpıyor. Topluluğun paylaştığı diğer korkular ise mal varlıklarını kaybetmek ve yeni düzen kuramama endişesi. Kırk yıllık bir düzenlerinin olduğunu belirten Türkiye asıllılar, bu düzenin ellerinden alınması halinde büyük bir buhran içine gireceklerini belirtmekteler.

Toplumun istekleri ise şu yönde: Kendilerine ait mal varlıklarının korunması, bu mal varlıklarının geri alınması durumunda adanın başka bir bölgesinden bire bir aynı oranda mal varlığı talebi, şu an kamu sektöründe çalışan Türkiye asıllıların görevlerine aynı statüde devam etmeleri, yeni kurulacak Kıbrıs Devleti’nin pasaportuna sahip olup serbest dolaşım ambargosundan kurtulmak.

Stelya: “Çalınan mallara yerleştirildiler”

Son olarak, Rum toplumunun Türkiye asıllı KKTC vatandaşları hakkındaki düşüncelerini anlamakiçin, sorularımızı Kıbrıs sorunu üzerine yoğun mesai harcayan Nikolaos Stelya’ya yöneltiyoruz.

“Kıbrıslı Rumların Türkiye asıllı KKTC vatandaşlarına bakış açısı nedir?” diye sorduğumuzda, Stelya, gazetemize Kıbrıslı Rumların Türkiyeli göçmenlere karşı çok olumsuz bir bakış açısıyla yaklaştığını belirtiyor. Stelya, bu bakış açısının sebebini ise şu şekilde özetliyor: ''Kıbrıs 1974 yılında Türkiye'nin işgaline uğradı. 1974 yılından sonra Türkiye adanın kuzeyini Türkleştirmek için adaya Anadolu'dan Sunni Türk nüfus taşıdı. Adaya gelen Türkiye vatandaşları Rumlardan çalınan mülklere yerleştirildi. Bu yasadışı hareket tarzı bugün Kıbrıs Sorunu'nda büyük bir sorun teşkil etmektedir. Türkiye kolonizasyon çabalarına son verip bazı vatandaşlarını adadan çekmek zorundadır''. Ayrıca Stelya, Rumların, göçmen olgusunu görmezden geldiğini ve Kuzeye geçtiklerinde de Türkiyelilerden uzak kalmayı yeğlediklerini aktarıyor.

“Birleşme durumunda Türkiye asıllı KKTC vatandaşlarının birleşik Kıbrıs’a entegre edilebilmesi için neler yapılabilir?” diye sorduğumuzda ise Stelya, ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda önlem paketleri oluşturulabileceğini söylüyor. Stelya, birinci başlık altında, göçmen ve mültecilerin ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için alınacak olan sosyoekonomik tedbirlerin gerekliliğini aktarıyor. İkinci başlık altındaysa, Göçmen ve mültecilerin siyasi açıdan temsili ve siyaset sahnesine erişimi için alınacak olan önlemler. Ayrıca, adaya giriş çıkışların bir an evvel etkin sahil güvenlik ve sınır koruma önlemleri ile yeni yüzyılın gereklerine adapte edilmesi gerektiğini belirtiyor. Son olarak ise üçüncü başlık altında, “Kıbrıs'a yerleşenler ile adanın yerlileri arasında kültürel değişimin ve etkileşimin yolu açılmalı” diyor. Örnek olarak, adaya yerleşecek olan Türkiye'li bir Kürt vatandaş kendi kültürünü doyasıya ve özgürce ada topraklarında yaşarken Kıbrıs kültürü ve özeli ile tanışmasının gerekliliğini sözlerine ekliyor.

Üç toplumunda yararına

“Türkiyeli göçmenlerin adadan gönderilmesi yerine,  üç toplumun da çıkarına olacak iyi ve yeni bir çözüm yaratılabilir mi? diye sorduğumuzda ise Stelya sözlerine şöyle devam ediyor: “Olası bir çözüm durumunda göçmenlerin bir kısmı Türkiye'ye dönmek durumunda kalacaktır. Bu hem çözümün bir gereği hem sosyoekonomik realitenin icabı olarak gündeme gelecektir. Yeni dönemde esas önemli olan konu federal Kıbrıs'ın göçmen ve mülteci politikasıdır. Kıbrıs binlerce yıl boyunca Küçük Asya'dan, Yunanistan'dan, Arap hinterlandından ve Afrika'dan göç almıştır. Bugün adli önlemlerle bu asırlık göç kanallarının temelli kapanması söz konusu olamaz. Dikkatimizin odaklanması gereken nokta, Kıbrıs toplumunun dönüşümü ve yeni çağa ayak uydurmasıdır. Federal devletin ilk ödevi bu olmalıdır”.

 

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.