Türkiye’de sefalet içerisinde yaşayan Suriyeli mülteci bilim adamı Obama’nın daveti ile ABD’ye gidiyor!

İsmini açıklamak istemeyen Suriyeli bir bilim adamı, Humans of New York’un göçmenleri konu alan dizisinde hayat hikayesini anlattı. Saygın bir bilim adamı olarak sürdürdüğü hayatı, Suriye’de çıkan iç savaşla alt üst olan bilim adamı; Obama tarafından ABD’ye davet edildi..

Türkiye’de sefalet içerisinde yaşayan Suriyeli mülteci bilim adamı Obama’nın daveti ile ABD’ye gidiyor!

 

İsmini açıklamak istemeyen Suriyeli bir bilim adamı, Humans of New York’un göçmenleri konu alan dizisinde hayat hikayesini anlattı. Suriye’de iç savaş çıkmadan önce saygın bir bilim adamı olduğunu söyleyen mülteci, savaşta ailesi başta olmak üzere her şeyini kaybettiğini söyledi. Oğlu ve kızı ile birlikte İstanbul’a göç eden bilim adamı, burada insancıl şartlar altında yaşayamadığını ve yeniden insan olmak istediğini anlattı. Mide kanserine yakalanan ve çocukları ile birlikte hayata tutunmaya çalışan bilim adamı, facebook üzerinden yeni bir hayat kurmak istediğini söyledi. Bunun üzerine ABD Başkanı Barack Obama, “Yeni evinize hoş geldiniz” diyerek bilim adamını ABD’ye davet etti.  

Humans of New York’un göçmenleri konu alan yazı dizisinde hayat hikayesini paylaşan Suriyeli bilim adamı;

“Ailem eğitimime çok destek oldu. Ama beni yönlendirmediler. Babam çiftçiydi. Annem de ev kadını. Bilimden çok anlamazlardı. Ama ben kendi isteğimle bilim adamı olmak istedim ve buna kararlıydım. Liseyi, Suriye üçüncüsü olarak bitirdim. Okul paramı çıkarmak için akşamları inşaatlarda bile çalıştım. Üniversiteyi dereceyle bitirdim.

Doktoram için burs aldım. Hayallerim için her şeyimi ortaya koydum. 100 liram varsa hepsini gidip kitaba yatırırdım. Amacım büyük bir bilim adamı olup insanlığa katkıda bulunmak.

Görücü usulü evlenmedik. Bizimki aşk evliliğiydi. Eşimle üniversitede öğrenciyken tanıştık. Hukuk okuyordu. Birlikte bir yuva kurduk. Modern bir aileydik. İyi günlerimiz de kötü günlerimiz de. Zenginliği de gördük, yoksulluğu da. Ama her zaman birlikteydik. Her öğünü birlikte yedik. Çocuklarımızı birlikte eğittik.

Kızım tıp fakültesine gidiyordu. Oğlum sınıfın en parlak öğrencisiydi. Hatırı sayılır insanlardık. Kimsenin bizimle bir sorunu yoktu. Hiçbir partinin ya da rejimin adamı değildik. Gerçekten bizi herkes severdi.

Evimin (farklı renklerde dört ev) tasarımını ben yaptım. Bunun için para biriktirmiştik. İnşaatla bizzat ilgilendim. Ordunun attığı bir füze sarı evin içinden geçip pembe evde patladı. Bu bir anti-personel füzeydi. Meskûn alanlarda kullanılmaması gerekiyordu.

Füzenin içinde her biri iğneler ve şarapnelle dolu 116 bomba vardı. Pembe evde kardeşim oturuyordu. Tüm ailesi öldü. İkinci füze yeşil eve düştü ama patlamadı. Burası benim evimdi. Eğer füze patlasaydı, sağ çocuğum kalmazdı. Evin sadece üst katı gitti. Ama karım ve kızım o kattaydı. Saldırıda 16 kişi öldü. Yedisi benim ailemdendi.

Evimize füze düştüğünde şehir dışında bir şantiyedeydim. Yardım edecek kimse yoktu. Oğlum annesinin ve kız kardeşinin cesetlerinin parçalarını elleriyle evin dışına çıkardı. O zaman 14 yaşındaydı. Çok zekiydi. Sınıfının birincisiydi. Artık eskisi gibi değil. Başımıza gelen bu olaydan sonra defterine sürekli "anne, anne" diye yazıyordu. Tüm gece ağlıyordu. İki yıl geçti hala çok acı çekiyor. Konsantrasyonunu kaybetti. Çok kolay yoruluyor.

Kızım da evdeydi. Boynunda hâlâ şarapnel parçası var. Biz kurtulduk ama aslında psikolojik olarak ölüyüz. O gün bizim için her şey bitti. Kaderimiz böyleymiş. Hayatta bizim payımıza da düşen buymuş.

Evde her şey zarar görmemişti. Sağlam kalanlar da iki gün içinde çalındı. Hiçbir şeyimiz kalmadı. Bu dairenin (İstanbul'da oturdukları daire) kirasını bile ödeyemiyorum. İki yıldır Türkiye'deyim. Bitmiş durumdayım. Hiç bir hayatım yok.

Saygı görmüyorum. Çocuklarım okula gitmiyor. Doktoram var ama çalışma iznim olmadığı için çalışamıyorum. Benim yazdığım kitabı okutan bir üniversite var burada. Ama beni işe almıyorlar. Geçinebilmek için projeler çizip Türklere verdim. Onlar çizmiş gibi göründü. Malzemelerin parasını çıkaracak kadar bir para aldım. Bu yıl 270 dairelik büyük bir proje çizdim. Bir Türk vatandaşının alacağı paranın belki de yüzde birini verdiler bana. Yaptığım işe saygı yok burada. Sadece paraya saygı gösteriliyor.

Bombardımandan önce hiç bir sorunum yoktu. Sanırım üzüntü ve sıkıntıdan kanser oldum. Mide kanseriyim. Sizinle ağrı kesici aldığım için konuşabiliyorum. Ağrım giderek artıyor. Bir şey yiyemiyorum. İç kanamam var. Burada beş hastaneye gittim. Hepsi bir şey yapamayacaklarını söylüyor. Çünkü sigortam yok. Amerika'daki arkadaşlarımın bunun basit bir ameliyat olduğunu söylüyor. Şimdi zamana karşı yarışıyorum. Çünkü kanser yayılıyor. Midemden başka yerlere yayılacak. O zaman yapacak bir şey kalmayacak.

Dünyada hâlâ fark yaratabileceğimi düşünüyorum. Birkaç icadım var ve Amerika'ya gidince bunlara patent alabilmeyi umuyorum. İcatlarımdan biri şimdi İstanbul metrosunda kullanılıyor. Trenin hareketinden elektrik üretiliyor. Yakıtsız 48 saat uçabilen uçak projem var. Depremi haftalar öncesinden tahmin edebilen bir cihaz projem var kafamda. Sadece araştırmalarımı yapabileceğim bir yere ihtiyacım var. Michigan'da Troy'a gidiyorum. Orası nasıl bir yer bilmiyorum. Güvenli ve bilime saygı duyulan bir yer olmasını umut ediyorum. İşimin başına geri dönmek istiyorum. Yeniden insan olmak istiyorum. Kimsenin işimin bittiğini düşünmesini istemiyorum. Hala buradayım." diyerek hazin öyküsünü anlattı.


Hikayeyi okuyan ABD Başkanı Barack Obama ise, Humans of New York sayfası üzerinden; "Bir eş ve bir baba olarak yaşadığınız kayıplarınızı hayal dahi edemiyorum. Siz ve aileniz bir ilham kaynağısınız. Michigan'ın muhteşem insanlarının sizi şefkat ve hak ettiğiniz destekle kucaklayacağını biliyorum. Hala fark yaratabilirsiniz. Ve hayallerinizin peşine burada düşeceğiniz için gurur duyuyoruz. Yeni evinize hoş geldiniz. Siz Amerika'yı büyük yapan şeyin bir parçasısınız" mesajını paylaşarak sessiz kalmadı.


Suriyeli bilim adamının hikayesini okuyan kullanıcılar, Facebook üzerinden binlerce beğeni yağdırdı.










Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.